|
|
|
|
Kentin
Pers istilasından büyük zarar gördüğü, bir süre adeta
varlığının bile son bulduğu öğrenilmektedir. Fakat
sonra, Perslere karşı İ.Ö. 494 yılında yapılan Lade Savaşı’na on iki gemiyle katılacak derecede
toparlanmıştır. İlk Priene’den günümüze hiçbir yazıt gelmemiştir;
yalnızca bir sikke bilinmektedir. İki etken, Priene’ye
boyutu ile oransız bir önem kazandırdı. Bunlardan biri,
kentin antik çağın Yedi Bilge’sinden birini,
Bias’ı yetiştirmesiydi. Bias verdiği iki öğüt sayesinde
ünlenmişti. Kroisos, İonia’yı ele geçirdikten sonra adalara
saldırmak üzere bir donanma hazırlamaya başlamıştı. Bu sırada,
adalıları kurtarmak isteyen Bias, Sardeis’e gelmişti. Kroisos’a
adalıların bir atlı alayı oluşturarak, saldırıya geçeceklerini
söyledi. Kral bundan çok hoşlandı: “Hiçbir şey, adalıların ünlü
Lydia atlılar ile karada savaşa atılmaları kadar sevindiremezdi
beni.” “O zaman” dedi Bias, “karacı Lydialıların kendileriyle
denizde savaşmaya hazırlandıklarını dutunca, sizce adalılar ne
düşünüyorlar?” Kroisos karşısındakinin ne demek istediğini
anlamıştı. Gemi inşasına son verdi. Daha sonra, Lydia
egemenliğinin yerini Perslerinki aldığında Bias, Panionion’da
toplanan İonialılara yurtlarını bırakıp, hep birlikte Sardinia’ya
yelken açmalarını öğütledi. Orada yeni bir kent kurarak, refah
içinde yaşayabileceklerdi. Phokaialılar bir süre önce benzer
öğütlere uymuşlardı, Teoslular da bir süre sonra. Ama İonialılar
bir türlü yurtlarını bırakmayı kabullenemediler. Bias öylesine
büyük bir üne kavuşmuştur ki, çok sonra Yeni Priene’de İskender
de aynı şekilde onurlandırılmıştır; tıpkı Smyrna’da Homeros’un
onurlandırılması gibi. |
 |
|
Priene’ye ün
kazandıran ikinci etken, Panionion için seçilen
yerin Priene toprakları içinde bulunması ve buranın
yönetiminden büyük ölçüde Prienelilerin sorumlu olmasıydı.
Örneğin, birtakım toplantılara başkanlık edecek kişiyi Prieneliler
seçiyordu. Panionion’un kurulduğu kıyı şeridi üzerinde Samoslular
da hak iddia etmişlerdi. İki kent arasındaki anlaşmazlık
yüzyıllarca sürdü. Ama genelde Priene üstün geldi.
Bu
arada Maiandros’un birikintileri kıyı şeridini sürekli daha batıya
itiyordu. Kuşkusuz bu nedenle, kentin başka bir yerde yeniden
kurulmasına karar verildi. Söz konusu yer, günümüzde kalıntılara
rastladığımız yerdir. Yeni kent eskiden Priene’nin limanı olarak
kullanılan Naulokhos’ta kurulmuştur. Strabon, Priene’nin
başlangıçta kıyıda bulunduğunu, ama kendi zamanında 40 stad, yani
yaklaşık 6.5 km. içeride kaldığını belirtir. Eğer bu doğru ise
kıyı o dönemde şimdikinden çok daha hızlı bir şekilde ilerlemiş
olmalıdır.
Yeni
kentin inşasına Büyük İskender’in halkı yakındaki Naulokhos
limanından taşıttığı anlaşılır. Genç kral, Ephesos’ta Artemision
için sunduğu öneriyi, Priene’de de Athena Tapınağı için
tekrarlamıştır: Yapının masrafını karşılayacak, karşılığında ithaf
hakkı kendisine verilecektir. Prieneliler, Ephesoslular kadar
mağrur ve bağımsız ruhlu yada belki zengin değildiler ve öneriyi
kabul ettiler. Priene’deki ilk kazılar İskender’in adını taşıyan
ithaf yazıtını ortaya çıkarmıştır. Bugün Londra’daki British
Museum ‘da duran yazıt, alışılageldiği gibi sütunların üzerinde
uzanan arkhitrava değil, tapınağın bir duvarına yerleştirilmişti.
Bunun nedeni, yapının ithaf edildiği dönemde henüz arkhitrava dek
erişilmemiş olmasıydı.
İ.Ö. 2. yüzyılda Priene, Pergamon Krallığı’nın yönetimi altındayken,
hiç hak etmediği bir felaket ile karşılaştı. Kappadokia Kralı
Ariarathes, kardeşi Orophernes tarafından tahttan
uzaklaştırılmıştı. Orophernes, krallığı döneminde elindeki 400
talenti Priene’de sakladı. Ariarathes, II. Attalos’un onayıyla
Priene topraklarına saldırdı. Kent halkı çareyi Roma’ya
başvurmakta buldu. Parayı ellerinde tutabilecekleri konusunda
büyük umutlar besliyorlardı. 400 talenti Orophernes’e geri vermek
zorunda kalınca, umutlar suya düştü. Üstelik ona gösterdikleri
bağlılık yüzünden, çekemedikleri kalmamıştı.
Roma
eyaleti Asia’ya bağlı bir kent kimliği altında, Priene de
diğerleri gibi, vergi memurlarından ve Mithridates Savaşları’ndan
çok zarar gördü. Roma İmparatorluğu ile birlikte genelde daha iyi
bir döneme adım atılmasına karşın hangi nedenle bilinmez, Priene
yükselen refah düzeyinden pay alamadı. Naulokhos limanı uzun
süredir kullanılmaz durumdaydı. Yeni bir liman yapılmış olsa bile,
anlaşılan güçlü komşusu Miletos’un rekabeti kentin zararına yol
açıyordu. Nasıl olursa olsun, Priene’nin silikleştiği kesindir.
Önceki evrelere ait yalın yapıları örtecek dev binalar dikilmemiş
ve Priene günümüze gelen en iyi Hellenistik kent örneği olarak
kalmıştır.
1868-69
yıllarında İngiliz kazıcılar tapınak duvarlarının bir insan boyu
yükseklikte korunageldiği gözlemlemişlerdir.Ancak, sonraki
yıllarda buradan taş alan köylülerin geriye bıraktıkları,
temellerden pek fazla değildir.
|
 |
|
Athena Polias Tapınağı
Pek çok yunan kentinde olduğu gibi,
Priene`nin de ana tanrıçası Athena idi. Bu nedenle tanrıça
`polis´ (şehir) kelimesinden türemiş olan `Polias´ ek adını
taşımaktaydı.
İskender M. Ö. 334`de tapınağın yapımına olasılıkla katkıda
bulunmuş olup, tapınak inşası M.S. erken 1. yy`a dek
sürmüştür.
İon düzenindeki tapınağın mimarı, Halikarnassos Mausoleumu`nun
inşasındaki çalışmalarıyla ünlenmiş Pytheostur. Priene
Athena Tapınağı, Vitruvius`un tapınaktan bahsetmesine bağlı
olarak daha sonraki dönemlerde de ününü korumuş ve Avrupa
mimarisini de etkilemiştir.
Basamak ve stylobattan oluşan kurvaturalı (yaklaşık 4 cm)
alt kısım üzerinde, 12 m yüksekliğinde 6x11 adet sütun
yükselmektedir. Sütun başlıkları ion düzenindeki çatıyı
oluşturan arşitrav, yumurta ve diş sırası ile simayı
taşımaktaydı. Sütun ile tapınak arasındaki galerinin tavanı
mermer kasetlerle bezeliydi. Bunlardan birkaçına ait
kirişler sağlam durumdadır. Cella ve pronaos gibi iç
mekanların üst yapısı ise ahşap idi. Cellanın batı kısmında
duran Athena Polias kült heykeli, Phidias`ın Atina`daki ünlü
eseri Athena Parthenos`un bir kopyasıydı.
Tapınağın doğusundaki ön avlu zemin kaplama levhaları ile
döşenmiştir. Bu alanda podyum üzerinde duran ve basamakla
çıkılan bir sunak bulunmaktaydı. Tapınağın diğer üç yanı
duvar ile çevriliydi. İon düzenindeki yarım sütunlar ve
kabartmalı levhalarla bölünmüş olan tapınak duvarının
levhalarında olasılıkla Apollon ve Musalar tasvir edilmişti.
1868-69
yıllarında İngiliz kazıcılar tapınak duvarlarının bir insan boyu
yükseklikte korunageldiği gözlemlemişlerdir.Ancak, sonraki
yıllarda buradan taş alan köylülerin geriye bıraktıkları,
temellerden pek fazla değildir.
|
| |
 |
| |
|
Telonia
( Akropolis )
Kent yüksek bir kayalığın güney eteğindeki eğim üzerine
yerleştirilmiştir. Yukarıda, dağın tepesinde antik çağda
Telonia adı verilen akropolis yer alır. Telonia ’da bir garnizon
vardı. Dört aylık bir dönem için seçilen komutanın, görev süresi içinde garnizondan
ayrılması yasaktı. Dorukta savunma duvarının bazı parçalarından
başka bir kalıntıya rastlanmamaktır. Buraya tırmananlar için en
büyük ödül, tüm kenti ve Maiandros Nehri’nin menderesler
çizerek ufka doğru ilerlediği ovayı içine alan harika panoramayı
görmektir. Yukarıya kayalığın sarp tarafındaki dar bir patikadan
çıkılabilir. Patika her ne kadar tam anlamıyla tehlikeli değilse
de yükseklikten etkilenenler için güçtür. Yolda bazı kaya
kabartmaları ile heykel kaidelerinin bulunduğu, küçük ve sevimli
bir kutsal yer ile karşılaşılır. Bu yol son yıllarda
tehlikeli bir durum almaya başlamıştır. Kendinizi riske
atmadan biraz daha yorucu , uzun ama bir okadar da emniyetli
arka patika yolu tercih etmenizi öneririz.
|
 |
|
|
 |
|
|
|
Priene`nin Konutları
Kentin batı konutları, Hellenistik Dönem`in en iyi bilinen örnekleri
arasındadır. Kentin kuruluşunu izleyen evrede, M.Ö. geç 4.
yy ve 3. yy`da, eşit büyüklükte sekiz parsele bölünmüş (yak.
8,80 x 23, 50 m = 208 m2) bir insula modeli
sözkonusuydu. Her bir parselde, aynı tipte prostaslı ev inşa
edilmişti. Avlunun kuzeyinde oturma, güneyinde ise işlik
mekanları bulunmaktaydı. Konutlar güney yamaç boyunca teras
şeklinde sıralanmış olmalarından dolayı hem kış güneşini
alıyor hem de yazın kuvvetli güneşinden korunuyordu.
Evlere giriş avlu ve prostastan (ön mekan) sağlanıyordu. Yan tarafta ev
sahibinin akşam davetlerini verdiği andron (selamlık) yer
almaktaydı. Ön avlunun arkasında evin ana mekanı oikos ve
bunun yanında bir mekan daha bulunuyordu. Konutlar daha geç
bir zamanda ikinci bir kata sahiptiler. Şehrin kuruluşundan
sonraki dönemlerde inşa edilmiş latrinaların varlığı henüz
saptanamamıştır.
Priene`de aynı tipte fakat daha büyük konutlar da bulunmaktaydı. Bu
konutların başlangıçtaki planları, zamanla genişletilmeleri
nedeniyle değişmiştir. |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
Kaynaklar
:
Eskiçağda Ege Bölgesi
George E. BEAN - Milet
Müzesi Günlükleri
Fotoğraflar : Eyüp Gölebatmaz - Bilal Süren |
|