|
Priene
Anadolu'nun batı kıyılarında ki antiklerin en ilgi çekicilerindendir.
Kalıntılar günümüze oldukça korunarak gelmiştir ve
ziyaretçilerin yararına en uygun şekilde kazılmıştır. Priene
küçük bir yerdir, yapıları da küçüktür. Çoğu kentin ilk
dönemlerine aittir. Birçok ören yerinde rastlanan Roma yapılarıyla
Priene'de karşılaşılmaz. Priene tam olarak bir Yunan kentidir.
Priene'nin ilk yerleşim yeri kesinlikle bilinmemektedir. Priene,
Atina' yı daima ana kenti gibi görmüş ve ilk günden İon birliğine üye olmuştur. Bir izine
rastlanamayan eski kent hiç kuşkusuz Büyük
Menderes'in çamurları
arasında gömülüdür. İki etken Priene' ye önem kazandırır.
Bunlardan biri antik
çağın yedi bilgesinden biri olan Bias'
ın Priene' de yetişmesidir.Bias'ın ünü Priene' ye de ün
katmıştır. İkinci etken , Panionion için seçilen yerin
Priene toprakları içinde bulunması ve buranın yönetiminde de
büyük hak sahibi olmasıdır. Panionion' un kurulduğu kıyı şeridinde
Samoslularda hak iddia etmişler, iki kent arasında ki anlaşmazlık
yüzyıllar boyunca sürmüş ve her seferinde Priene üstün
gelmiştir. Bu arada Maiandros (
Büyük Menderes ) her
geçen gün kenti doldurduğu için Priene'nin yeri bugün kü
kalıntılarının olduğu bölgeye taşınmıştır. Yeni kentin
inşaatına Büyük İskender' in M.Ö. 334 yılındaki ziyareti sırasında
başlanmıştır. İskender Athena Tapınağı'nın masraflarını
ödeyecek , karşılığında ithaf hakkını kendisine almıştır.
Priene deki ilk kazılarda bu ithaf yazıtı ortaya çıkartılmıştır.
Ne yazık ki bugün bu yazıtlar Londra'daki British
Museum' da
sergilenmektedir. Kent yüksek
bir kayalığın eteğindeki eğim üzerine kurulmuştur. Yukarıda
dağın tepesine antik çağdaki adı Telonia olan Akropolis kurulmuştur.
Akropolis de bir garnizon görev yapmakta, komutanların dört aylık
görev dönemleri olmakta ve bu dönem içinde hiç bir şekilde
akropolisi terk edemezlerdi. Eski savunma duvarlarının
bazı parçalarına günümüzde de rastlanmaktadır. Akropolis' e
dar bir patikadan çıkılmakta olup yukarıda muhteşem bir manzara
sizi beklemektedir.
|