|
Mitolojinin oniki büyük
tanrısı Olympos’ta otururdu. Olympos, Makedonya ile Tesalya
arasında oldukça heybetli bir sıradağın en yüksek tepesiydi.
(Olympos ismi yalnız tanrıların oturdukları; yüksekliği 2985
metreye varan meşhur dağın ismi değildir. Bizim Anadolumuzda
bile bazı dağların isimleri eskiden Olympos’du. Bugün isimleri
Uludağ, Aladağ ve Hisardağı olan dağların isimleri de eskiden
Olympos’du.)
Olympos dağının Ulu tanrısı, dünyanın sahibi, tanrıların ve insanların
babası, her güzel varlığın yaratıcısı olan Zeus, yalnız
kadınların güzelliğine vurgun değildi. O güzel olan herşeye,
hatta delikanlılara bile gönlünü kolayca kaptırıyordu. Zeus,
birgün yeryüzünde olağanüstü güzelliğe sahip bir delikanlı
gördü. Ganymedes adını taşıyan bu delikanlı, Truva şehri kralı
Tros’un oğludur. Su taşıyıcısı olarak bilinen Ganymedes, Olympos
dağında yaşayan tanrılara fincan veya kupalarda içecek taşımakla
görevlidir. Bu delikanlı o kadar hoş ve güzeldi ki, Zeus onun
cazibesinden kendini kurtaramadı. Fanilerin arasında görüp
beğendiği ve sevdiği bu genci daima yanında bulundurabilmek için
yeryüzünden kapıp, Olympos’a çıkarmayı düşündü. Bir gün
Ganymedes, İda dağının (Bayramiç ile Erdemit arasında 1767 metre
yüksekliğinde bugün Kazdağı denilen dağın eski adı İda’ydı.)
yamaçlarında sürüsünü otlatıyor ve bir kayanın üzerine oturmuş
kaval çalıyordu. Kocaman bir kartal şekline giren Zeus,
Olympos’un tepesinden aşağı doğru süzüldü ve Ganymedes’in
arkasından geldi. Ansızın üzerine çullandı ve onu kaptığı gibi
doğru tanrıların dağına uçurdu. Bu genç çoban Olympos
tanrılarının yiyeceği olan Ambrosia ile içenlerin ölümsüzlük
kazandıkları ve tanrılara mahsus içki olan nektarla beslendi. Bu
suretle güzel yüzü, hoş endamıyla tanrıların gözünü okşamak için
ebedi gençliğine muhafaza etti.
Başka bir masala göre Ganymedes’i kaçıran şafak tanrıçası
Eos’tur. Şafak tanrıçası gül renkli parmaklara sahip, güzel ve
gönül alıcı bir bakireydi. Her sabah doğu tarafından göğün
kapılarını açarak Güneş’e yol verirdi. Eos, Ganymedes’e karşı
tutku ve öfke karışımı bazı hisler beslemektedir. Ancak
tanrıların tanrısı Zeus, Ganymedes’in çekiciliğinin farkına
varıp, onu tanrıça Eos’un elinden alır.
Mısır kökenli bir masalda ise Aquarius, Nil nehri tanrısı olarak bilinir.
Büyük bir olasılıkla, Aquarius’un kupasından dökülen su Nil
nehrinin kendisini temsil etmektedir. Aquarius su tanrısı olarak
da bilinmektedir. Bazı toplumlara göre iyi bazılarına göre ise
kötü bir tanrıdır. Kuru iklimlerde yaşayan Etiyopya ve Yunan
toplumları için Aquarius çok iyi bir tanrıydı. Çünkü hasat
zamanı kendilerine bolca yağmur getiriyordu. Ancak Babiller için
iyi bir tanrı değildi, Güneş’in Aquarius’a geldiği ayda yağmurun
lanetinden söz etmeye başlarlardı. Güneş Aquarius’a girdiği an
yeni yıl başlar yani bahar yaklaşmaktadır ve suyun başladığı bu
mevsim, bereketli ürünlerin müjdecisidir.
Aquarius, kuzey yarımkürede Pisces(Balık) ve Cetus(Balina)
takımyıldızlarının yanında bulunur. Su taşıyıcısı kendi
kupasındaki suyu Piscis Austrinus’un (Güney balığı) ağzına
dökmektedir.
|