|
Milet'
ismi mitolojik açıdan "Apollon" ile ilgilidir. Apollon ile
Girit Kralı `Minos' un kızı `kakallis' Akakallis'in üç çocuğundan
biri olan `Miletos'a, Minos' un kötülük yapmaması için onu dağa bırakır.
Çocuğa kurtlar bakar. Daha sonra çobanların büyüttükleri Miletos,
Anadolu'ya , gelerek Menderes Nehri'nin kızı `Kyane' ıle evlenerek
`Miletos' şehrini kurar. Milet M.Ö 7 ve 6 yy.'da en parlak dönemini yaşamıştır. Miletliler,
özellikle M.Ö. 6.yy.'da deniz ticaretini ele geçirmelerinden
sonra Akdeniz ve Karadeniz'de kurdukları koloniler sayesinde
etkinliklerini çoğaltmış ve zenginleşmişlerdir. Giderek Milet, İyon
dünyasının başkenti haline gelmiştir. Plinus' un bildirdiğine göre Milet Kenti yaklaşık 90 koloni kurmuştur.
Bunların arasında "Sinop" , "Trabzon"; Giresun'
gibi şehirler vardır Milet . Lade Deniz Savaşı'na 80 gemi ile katılmış
tüm donanmasını yitirmiş ve zaferi kazanan Persler M. Ö. 494'de
kenti bu arada Apollon Mabedi'ni de yakıp yıkmışlardır. Klasik dönemde
önemi büyük ölçüde azalmış olmasına karşın Milet Hellenistik
Dönem'in ticaret, sanat ve bilim alanında başta gelen
merkezlerden biri olmuştur. Roma çağında bağımsız bir kent olarak
`Asia Eyaleti' nin yani `Batı Anadolu'nun belli başlı
metropollerinden biri sayılmıştır. `Laimos Ktirfezi'nin, M.5.3
yy.'da dolması üzerine körfez çevresindeki Priene', `Myus'
`Herakleia' gibi kıyı kentleriyle birlikte Milet de sönükleşmiş ve
küçülmeye başlamıştır. `Bizans çağında küçük bir köye
dönüşmüştür.
M.S. 1071 `Malazgirt' zaferinden sonra `Türkler ` Ege kıyılarına
geldiler. O dönemde Bizans Mileti kendi sınırları içine almış ise
de Karia'daki `Menteşeoğulları Beyleri'nden `Orhan' Milet'de kendi
adına sikke bastırarak şehrin adını `PLATA' (Bugünkü BALAT) diye
yazdırmıştır. Osmanlı Padişahı II. Murat, Menteşeoglu Beyliği'
ne son verince Platia `Osmanlı idaresıne geçmiştir. Balat da 1369 yılına
kadar bir bağımsız 'Metropolit vardı Bu yıldan sonra Metropolit,
`Afrodisias'a taşınmıştır. |
|
M.Ö. 6. yy tüm
insanlık tarihi açısından çok önemli bir yüzyıldır. Bu yüzyılda
Hitit, Sümer ve Mısır uygarlıklarının yerini batıda İyon ve Eski
Yunan, doğuda ise Lidya ve Mısır kapılarına dayanan İran
İmparatorluğu almıştır. Daha doğuda Hint ve Çin uygarlıkları,
Karadeniz'in kuzeyinde İskitler; Orta Avrupa'da Keltler, İtalya'da
Etrüskler var. Yunan kent devletleri dışında tüm bu topluluklar
bizim araştırma konumuz dışında kalmaktadır.
6. y.y. Eski Yunan Kent Devletleri'nde,
a) Kölelerin sanayide yaygın bir biçimde
kullanıldığı,
b) Paranın mal değişiminde ana değer olduğu,
c) Tarımsal kesimde yapılan reformların soyluların
gücünü kırdığı,
d) Sanayici ve tüccarın siyasal iktidarı ele
geçirdiği yüzyıldır.
Köleler 6. y.y.
'dan önce savaş tutsakları olarak egemen soyluların ev
hizmetlerinde ve çiftliklerinde kullanılıyordu. Akdeniz'de
Fenikelilerle sürdürülen ticari rekabete paralel olarak büyüyen
ekonomi, sanayide ve ticarette de köle kullanımı gerektirmiştir;
maden ocaklarında,. tersanelerde, silah, araç gereç, şarap ve süs
eşyası yapan atölyelerde, gemilerin yürütülmesinde köle kullanımı
sanayici ve tüccarın büyüyen sermayesinin doğurduğu gereksinimleri
karşılarken iktidarı ele geçirmesine de yardımcı olmuştur.
Özellikle 7. y.y.'dan sonra köleler herhangi bir mal gibi para ile
satılmaya başlamıştır. Köleci tüccarlar için Trakya ve Rusya köle
bulmada geniş kaynak topraklar olmuştur. Köleler bir yandan
sanayici ve tüccarlar tarafından üretimde kullanılırken diğer
yandan da yeni bir ticarete konu olarak tüccarlara tatlı karlar
bırakan, alınıp satılan ve çok aranan bir mal değeri kazandılar.
Köleler sayesinde Yunanlı sanayici, hammaddeden işlenmiş araç
gerece kadar her türlü ürünü çok ucuz elde etti : Yunanlı tüccar
ise ürünlerin pazarlaması aşamasında Fenikeli rakiplerine karşı
durabildi. Kölelerin yaygın biçimde kullanılması paranın
kullanılması ile aynı zamana rastlar.
Sikke ilk kez M.Ö. 7. y.y. İyonlar'a doğudan komşu olan
Lidyalılar tarafından kullanıldı; daha sonra İyonlar, adalar
halkı ve Atikalılar tarafından benimsendi. Doğu ülkelerinde ise
çok sonra, İran Kralı Darius zamanında kullanılmaya başlandı.
Parasal ekonomi beraberinde yeni bir yaşama biçimi ve o yüzyıla
kadar duyulmamış yeni gereksinimler getirdi . Bu gereksinimlerin
siyasal ve sosyal nitelikli olanları kanlı ayaklanmalar biçiminde
başlayarak iktidarın sanayici ve tüccardan yana el değiştirmesi
ile sonuçlandı.
Özellikle 7. y.y. İyonya ve Atika'da birbirini izleyen Hükümet
darbeleri, devrimler ve reformlar yüzyılıdır. Oligarşik yönetimler
ya Tiranlar'ın militarist darbeleri ile çökmüş yada bir sıra
reformlarla göçüp gitmiştir. Tiran'lar genellikle soyluları
savunan Eski Yunanlı yazarların, tiyatro ve şiirlerinde kanlı
zalimler olarak gösterilir; gerçekte ise, tarih, Tiranlar'ın eli
ile sanayi ve ticaretteki gelişmeyle çatışan eski kurumları yeni
oluşan , büyüyen ekonominin bütün yükünü taşıyan sınıf ve
tabakalar yararına temizlemiştir. Tiranlar'ı genellikle köleci
demokratik yapıyı kuran siyasal ve sosyal reformlar izlemiştir.
Reformları uygulayan 'nomotes'lerin en ünlüleri Solon ve
Kleitenes dir.
Bütün bu kanlı ayaklanmalar ve devrimler, Yunan Kent
Devletleri'nin bir bölümünde, sanayici ve tüccarın egemen olduğu
İlk Çağ'ın ünlü köleci demokrasilerinin kurulması ile sonuçlandı.
Demokratik yapı tüm siyasal özgürlükler ile beraber o çağa kadar
hiçbir toplumda görülmemiş olan bilimsel araştırma ve düşünce
özgürlüğünü de getirdi.Bilimsel araştırma özgürlüğü diğer tüm
özgürlükler gibi yeni toplumun en temel , gereksinimlerinden
birine yanıt olarak kurumlaştı. ye felsefenin doğuşunu hazırladı.
Yeni egemen güçler, sanayici ve tüccarlar, topluma kendileri
için ölüm kalım sorunu olan bir gerekirlilikten hareketle , kendi
bilim anlayışlarını dikte ettiler. Eski Yunanlı sanayici ve
tüccara dünya pazarlarını eline geçirebilmesi, başta Fenikeliler
olmak üzere diğer tüm rakiplerini ezebilmesi için artık yeni bir
tür bilgi gerekliydi; yalnızca kör tecrübeye dayanan eski
bilgilerle yetinemezdi. Onlara gerekli olan olaylar arasındaki
nedensel bağı, doğadaki olayları belirleyen yasa ve ilkeleri
kavramlaştıran matematik formülasyonunu kuran kuramsal
araştırmalardı. Çünkü madenleri en verimli bir biçimde ve büyük
miktarlarda çıkarabilmek, arıtmak , işlemek, bunları araç gereç ve
silaha dönüştürebilmek için , maddenin temel determinasyonlarını
bulmak, bunları kavramlar ve formüller biçiminde saptamak
gerekiyordu. Aynı biçimle madenleri, mamul veya yarı-mamul
ürünleri Karadeniz'den Cebelitarık'a kadar uzanan bir deniz
trafiği içerisinde taşıyabilecek yeterlilikte gemilerin yapımını
sağlayacak; bu büyük çaplı ticaretin güvenliği için denizlerin ve
kıyıların gizlerini açıklayacak; gidilecek yönün ve bulunulan
yerin sağlıklı olarak saptanabilmesi için dünyanın ve yıldızların
hareketlerini doğru olarak verecek yeni bir bilme biçimine, yeni
bir araştırma yöntemine gereksinme, oluşan demokratik sosyal
yapının kaçınılmaz ürünü oldu.
Bu nedenlerden ötürü felsefe, kendisini yaşamın kaçınılmaz bir
gereksinimi kılan ilk demokratik toplumda doğdu.
Felsefenin iyonyada başlaması tarihsel bir rastlantının ürünü
değil tarihsel bir zorunluluğun sonucudur. Ege Kent Devletleri
sosyo ekonomik gelişimlerini ayrı zaman dilimleri içerisinde
tamamlamışlardır. Yeni ekonominin doğurduğu yeni köleci demokrat
toplum, ilk önce İyonya'da görülmüştür. İyon Kent Devletleri
içerisinde de M.Ö. 6. y.y.'da diğerlerine göre hem bir büyük
üretim merkezi hem de bir ticaret limanı olan Milet, ilk filozofu
Thales'i yetiştirmek onurunu sosyo ekonomik yapısındaki gelişimin
önceliğine borçludur. İranlılar İyonya'yı işgal edene kadar
filozoflar İyonya'nın büyük ticaret ve sanayi merkezlerinde
yetişmişlerdir. İran işgalinden sonra İyonya'da tarihin ilk
demokrasisi ve ticaret toplumları ile beraber felsefe de son
bulmuştur.
Atika Yarımadası'ndaki Yunan Kent Devletleri içerisinde bile bu
yeni tür bilgi, felsefe, ancak yeni ekonomik yapının, yeni
demokratik toplumun oluştuğu kent devletlerinde gelişmiş, yeni
sorunlara yeni çözümler getirebilmiştir. Örneğin İyonya'nın
İranlılar tarafından çiğnenmesinden sonra Atika Yarımadası'nda,
Miletin sosyo ekonomik gelişim sürecine benzer bir gelişim süreci
geçiren Atina kenti, felsefenin geliştiği önemli bir bilim merkezi
olmuştur. Sanayici ve tüccar egemenliğindeki demokratik Atina'da
sanat ve felsefe büyük atılımlar yapar; gelişirken, köleci
demokrasiyi kuracak olan toplumsal güçleri barbarca ezen
militarist bir kıliğin yönetimdeki İsparta'da hiçbir felsefe ve
sanat başarısı gözlenmez .Çünkü İsparta yaşamı, sanata,
felsefe'ye gereksinim doğuracak toplumsal bazdan yoksundur.
|