 |
|
|
|
|
Tamarmara Anıt Mezarı |
|
Güncelleme : 20 - 01 - 2012 |
 |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
M.Ö.
546 tarihinde Lydia
Krallığı’nın Persler tarafından yıkılması ile Anadolu Pers
egemenliği altında kalmıştır. M.Ö. 334 tarihinde Büyük
İskender’in Anadolu kentlerini tekrar bağımsızlığına
kavuşturması ile son bulan bu tarihi dönemde Helenistik
uygarlık Anadolu’da gelişip büyümüştür. Helenistik dönemde mimarlık genel karakter bakımından Klasik Yunan
mimarlığını sürdürmekte ve eskiye bağlı bir nitelik taşımaktadır.Dor,
İon, Korint düzenleri bu dönemde de varlıklarını korumakta, Dor
düzeni bazı yenilikler kaydetmektedir.
Bu
dönemde ölen ve tanrılaşan hükümdarlar için yüksek kaide üzerinde
tapınak şeklinde anıtsal mezarlar yapılmaktadır. Bu tarzın en
güzel örneği ; Ephesus yakınlarındaki Belevi Anıtıdır. Anıt, M.Ö.
246 yılında muhtemelen Seleukos Kralı II. Antiochos için yaptırılmış
ve Halikarnassos’taki Maussoleion’un geleneğini sürdürür.
Miletos
Antik Kenti’nin 15 km güneyinde, Didyma Apollon Tapınağı’nın 11 km,
Mandayla Körfezi’nin 1.5 km uzağında bir zeytinlik içinde bulunan
yüksek kaide üzerine tapınak şeklinde yapılmış anıt mezar, günümüzde
tamamen yıkık durumdadır. Akbük’e giden karayolun batısında,
günümüzde Mermerlik mevkii olarak anılan yer, Anıt Mezarın bugün
dağınık şekilde bulunduğu alandır. Anıtı
ilk olarak 1900’lü yılların başlarında bölgede büyük çapta araştırma
yapan ve bölgenin arkeolojik haritasını çıkaran Von P. Wilski’ nin çalışmalarında “ Ta Marmara “ adı ile öğreniyoruz. Daha sonra T.
Weıgand 1902 yılında yayınladığı kazı raporları özetlerinde
Miletos’un 15 km güneyinde bulunan bütün bir mezar anıtından
bahseder.
Marmara
sözcüğü Helen dilinde “Mermer” anlamına gelen marmaron sözcüğünün
çoğul biçimi, Ta yada Te’nin her ad içinde kendi başına
anlamı olan bir türetiliş öğesi niteliğinde bulunmadığı pek açık ise
de, bazı Ta’lı ve Te’li sözcüklerde sözcüğün türetilmesinde
kullanılmış diğer öğesi niteliğinde bulunmadığı pek açık ise de,
bazı Ta’lı ve Te’li sözcüklerde sözcüğün türetilmesinde kullanılmış
diğer öğeyi yada öğeleri tanıyıp anlıyoruz ve böylece, aynı sözcük
içindeki Ta yada Te parçasının da sözcüğün türetilmesinde işlevi
olan, ona bir anlam ekleyen kendi başına bir sözcük yada takı
olduğunu anlıyoruz.
Helenistik Döneme ait olan Anıt Mezarın rekanstruksiyonu Mimar
Knackfuss tarafından yapılmıştır. 12 x 12 metre ebatlarında kare
planlıdır. Kalıntılara göre yüksek kaideli iki katlı, üst katı
tapınak şeklindedir. Dorik tarzda yapılmış, üç tarafı altışar adet
duvara bitişik sütunlarla çevrilidir. Ön kısmında dört adet yarım
sütun mevcuttur. Sütunlar arasında kabartma şeklinde yapılmış
kalkanlar vardır. Kalkanların göbeği kırmızı, kenarları altın sarısı
rengin de boyalı ve kırmızı boya ile iple asılı görünümü
verilmiştir. Fakat günümüzde bu boya izlerini görmek mümkün
değildir.
İki
katlı olan anıtsal girişin iki katında aynı plan özelliğindedir. İki
odalı, ortada girişi sağlayan kapı, dış giriş kapısı ile aynı
doğrultudadır. Naumann’a göre esas mezar odası alt kattadır. T. Wiegand kazı raporlarında alt kattaki odalarında altı adet
iskelet gömülmemiş durumda bulunduğu ve üst katın yeni bir gömü için
boşaltıldığı, alt kattaki iskeletlerin üst kattan geldiğinden
bahseder.
Anıt
Mezar, en altta dört basamaklı bir krepidoma ile başlıyor, onun
üstüne kaidesi silmeli olan bir podyum duvarı geliyor ve Dor üst
yapısı ile son buluyordu. Her iki kata giriş ön cephedendir.
Tavanlar kasetli ve boyalıdır. Çatı 30 cm kalınlığında tuğla
şeklinde taş plakalar ile yapılmıştır. Alçak olan çatının 30 cm
kalınlığında olan taş plakaların ağırlığından kaynaklandığı tahmin
edilmektedir.
Antik
bir yerleşim bölgesinden uzakta olan anıt mezarın kime ait olduğu
bilinmemektedir. Deprem sonucunda tamamen yıkılmış ve 1900’lü
yılların başlarında bölgede araştırma yapan bilim adamlarının
bahsettikleri boya izlerini bugün görmek mümkün değildir.
Mermer bloklar, Dor düzeninde sütunlar, başlıklar, metop ve
triglif frizi kalıntıları bugün çevrede dağınık durumdadır. |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gezi Ekibi ve Fotoğraflar : Eyyüp Gölebatmaz -
Kerem Soysalan
Gezi Tarihi : 14 Nisan 2005 |
|
|
|
|
| |
|